-->

9 Ağustos 2009 Pazar

Fiki The Feylesof :)

bak şimdi ben ne diyorum biliyo musun,
insan ölünce noluyo?
bitiyo gidiyo di mi? (fiziksel olarak diyorum zira inançlarımızı dahil etmenin luzumu yok şimdi.)
oh diyo, bi rahatlıyo bi bişey ferah ferah.
bitiyo lan, sıkıntı, stres dert mert.
gitti adam.
bu kadar lan.
ama mesela yeni bi bebek doğunca filan aman pek seviniyoruz. aman kınalar yakalım kıçımıza. dunyaya acı çekecek, zırlayacak, öleceği günü bekleyecek bi mahlukat daha getirdik. aferim bize.

hayır bencilsin yani. insansın, bencil, pislik bi yaratıksın. sende ne varsa güzel olan o güya. "hayat güzeldir" ya hep. sanki başka bişey mi gördün ki allaşkına.

yani düşünüyorum işte ben, pek sık değil belki ama zaman zaman :)
diyorum ki yanlış şeyleri kutluyoruz bazen. bu durumda mesela işte. çocuk doğunca belki cenaze gibi bi tören yapılmalı. ve ölünce tam tersi. bilmiyorum yani. öyle düşündüm işte ben :)

bi de yahu birinin babası annesi filan ölünce sapıtıyor insan. ne yapmak lazım hiç bilmiyorum. ilk defa bişeyi hiç hiç bilemiyorum. ilginç

1 laklak edilmiş:

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

öldüğünde bir dönem inek bokuyken başka bir dönem koyun boku olabiliten yüksektir.

zira insan vücudu yaklaşık olarak
35 litre su, 20 kilogram karbon, 4 litre amonyak, 1,5 kilogram kireç, 800 gram fosfor, 250 gram tuz, 100 gram güherçile, 80 gram kükürt, 7,5 gram florin, 5 gram demir, 3 gram silisyum'dan oluşr. şimdi inançlarımız geçtiğimize göre sen ölünce ister gömül, istersen yaksınlar bir şekilde bu elementleri içerdiğin için tekrar doğa anaya döneceksin. en basit su döngüsüyle bitkilere girip hayvanlara ot olabilirken bir farenin bünyesinden kartala yem olabilirsin. hiç belli olmaz içerdiğin silisyumdan dolayı kuars mineraline dönüşebilir bilgisayar işlemcilerinde, analog kol saatlerinde kullanılabilrisin, yada genç bir kızın boynunu süsleyen kolye olabilirsin.