-->

11 Mart 2010 Perşembe

Tatlım, Ah Tatlım...

-Ben artık sevgili gibi hissetmiyorum Fiki.
-Ne gibi hissediyorsun tatlım
-Böyle abla, bacı, kardeş..
-Ananı o zaman!
-Yeri gelince ana...

6 yıl. Evet, zaman zaman ayrı, dolu dolu desen 4 yıl. E ben artık bi heycan bi ekşın beklemiyorum ki zaten, ha beklesem cillop gibi yeniyetmeler de var. gerçi onlarınki de ancak seks heycanı. Herneyse.
Evet, ilk defa terkediliyorum. aynı adamı ben 3 kere terkettim. Hatta yaptığının aynısını ona yaptığımda 17 yaşındaydım. Ama üzülüyor insan. Yani boru değil neticesinde. Bir de o zamanlar 3 aydır tanışıyorduk, ve tekrar ediyorum ben ergenliğimin doruğundaydım.

Arıyorum, olmaz mı diyorum, şunu yaparım bunu yaparım, sonra arıyorum hiç mi olmaz diyorum. Olmuyor.

Sesi böyle sanki "yanlış numara kardeşim" der gibi. "Ben önceki gece seninle sevişmedim sen hayal gördün" der gibi. Sonraki saat ağlamaklı, sanki "hiç ayrılmadık ki" der gibi canımlı cicimli. Ama başka biri yok diyor bir de olamaz diyor senden başkası ama seninle yapamıyorum artık, aylardır bunu düşünüyorum, çabalıyorum olmuyor.

Ben o ayları düşünüyorum, sevişmek için tepesine çıktığım zamanlar histerik kadın gibi mi görünüyordum, söylediği hiçbirşeyin bir anlamı yok muydu? Yaptığımız İzmir planları anlamsız mıydı? Niye teselli etti beni beni artık istemiyorsun dediğimde?

Yoksa başka biri mi var? Ablasının bi arkadaşı vardı, o mu acaba? ya da eski sevgilisi? ama onu kimse çekmez ki benim gibi.

peki neden beni aştiden almaya geldi? niye eve geldi, niye kaldı, niye konuşmadı, yemek hazırladık, yattık, kahvaltı yaptık, ağladım, sarıldık. Niye konuşmadık?

Gerçi zaten ne zaman uzun uzun konuştuk ki.

-Artık bir şey paylaşamıyoruz, artık seninle gezmekten zevk almıyorum, içmekten, sıçmaktan, yemek yapmaktan. ama çok seviyorum seni. kaybetmekten çok korkuyorum. Arkadaş kalalım mı?
-hmm olur hatta sevgililerimizi de alır içmeye gider kaynaşırız. katlanabilecek misin?
-hayır fiki, abartmayalım.
-o zaman niye ayrılıyoruz?

bırakma beni diye yalvardım. siktir git diye bağırdım. sana kimseye güvenmediğim kadar güvenmiştim diye ağladım. plan yapmıştım diye sayıkladım.

yapabileceğim bir şey kalmadı.yine de üzmek istemiyorum. ama ilk defa biri benim bu kadar canımı acıtıyor. ilk defa birine her şeyin iznini sonuna kadar vermiştim. ilk defa bütün kapıları açmıştım. belki o yüzden canım bu kadar acıyor. aslında kızmıyorum da işte, sanki biri ölmüş gibiyim. bi daha sarılamayacak olmak, onunla yatamayacak, öpüşemeyecek, görüp konuşamayacak, yardım edemeyecek, hastalandığında ona bakamayacak, beraber yemek yapamayacak olmak ve böyle şeyler canımı en çok acıtanlar. Alışkanlık mı diyorsunuz? Evet.

Ben, evet, benim gibi bir kadın, başka biriyle bir daha sevişip sevişemeyeceğini düşünüyor. Ve bunun ne kadar saçma bir düşünce baloncuğu olduğunu bile henüz idrak edebilmiş değil. Zira 3. gün bugün, hala diyaframımda oturan hayvanlar grubundan bir fare bile eksilmiş değil.


Hayır yazmayacaktım, paşa paşa otur üzül, sonra geçince yazarsın diyordum ama, böyle günler de gün değil mi? Gün tabi, hatta daha da bi gün. Bi de böyle akla bişi gelince nefes borusundan aşağı kayan öyle hıçkırık gibi bi acı silsilesi olunca daha da taşaklı bi gün.

O zaman bizim ilişkimiz için en baba ayrılık şarkısı şu olabilir ki tedavi edici özelliği kesinlikle var;

1 laklak edilmiş:

RaMa dedi ki...

Bence bu gibi durumlarda daha çok yazmalı rahatlamak babında