-->

13 Haziran 2010 Pazar

Helecan !

Kendi depresyonumla uzun zaman uğraştım. Son yazımın üzerinde 1 adam geçti. Bu bi adam günlüğü değil tabi aslında. Ama kafamı toparlamama gerek kalmayan günler geçirdim. Anlatmaya gerek görmüyorum. Bunun sebebi değersiz olması değil, hayır belki de en kıymetli olabilecek ve en insanca yaşadığım sevişmeli ilişkiydi. Belki fazla insani olduğundan gerek yok. Şu an bilemiyorum. Bunun yanında bir evarkadaşı ve arkadaş kaybettim. Bundan bahsetmeyi de manalı bulmuyorum. Belki üzerinden 1 ay gecti diye. Çok emin değilim. Belki de beni en cok etkileyen şey aşktır. Ve sadece bundan bahsetmek istiyorumdur. Hiç bi fikrim yok.

Bu arada bi sürü kitap okudum ve şiddetle kuzey ingiltereye göç etmek istedim. Norveçi de dusunmedım değil. Ama yani dil bilmem iz bilmem sonuçta bari bişilerden haberim olsun diyerekten göç etme arzularımı iskoçya sahillerine çevirdim. Bi muddet bunun gereksiz hayalleri ve heyecanıyla gittim işe. Çünkü işe gitmek bi motivasyon istiyor. İlk stabil işimdeyim gücümdeyim. 1 aydan uzun süredir çalışıyorum. Şaşkınlık verici.

Bu arada pucca kitap yazdı. onu atlamamam lazım. mühim bi nokta. ona da cok heyecanlandım. sanki böyle büyük bi underground organizasyonmuşuz da,birimiz mesur olmus gıbı bi gururlandım. onu da geçelim. herneyse.

Ama asıl mevzum şu ki, ben takriben bundan 4 yıl once siberalem denen saçmaötesi tikicanla dolu yerde biriylen tanısıp msnime eklemiştim. Sonra tabi konuştuk konusmadık fılan bu 4 yıl boyunca, silmemişiz de birbirimizi feysbuktan eklemıstı fılan (ayh, resmen ergen kız tribi yaşıyorum kendim kendime.)
bundan bi hafta kadar once aniden konusmaya basladım, offlayndı hatta bütün herbokumu yazdım doktum canım da cok sıkkındı zaten. yok o bunu yaptı yok su bunu dedı basıma su geldı bu geldı soyleyım boyleyım sunu ıstıyorum bunu yapmak ısterdım kesku şu olsaydı fılan gıbı. neticede konusmaya basladık. sanıyorum ayın 7si filandı. (iyce günlüğe döndü anunakoyyum)
konustuk konustuk. sonra ısın ıcıne kameralar dahil oldu, ertesi gün telefonlar alındı, mesajlaşmalar, zartlar zurtlar, (neler anlatıyorum yahu) ıkıncı gunden tatile cıkma hayalleri filan cıktı başıma.
bu arada durmaksızın ınternet bası durmaksızın kamera ve mesajlaşmalar ve uzun konusmalar. sonuc olarak bu ufaklık 4. gün, ki düne tekabül eder, ankaraya bir akın gerçekleştirme düşüncesi üretti.

Eh hayır denmez ki. Gelmesin de istediğimden değil, ama korkutucu değil mi?
Ben ürktüm biraz. Gel dedim tabi. Han var, koltuk var. Akın için sebebimiz hazır.

Bunları yazmamın nedeni aslında bunları anlatmaktan ziyade kendi kendime olan şaşkınlığımı dile getirmek. (Nası da usturuplu konusan bi insan oldum oh rabbim!) Yani ikimiz de körkütük aşık filan değiliz, ama garip bir elantrük mevzusu galiba. Sanki bişiler olabilir gibi.

Olmamasına da razıyım cunkü son birkaç gündür hissettiklerim çok hoş, çok tatlı, çok umut verici. Çok çok çok uzun zaman oldu boyle hıssetmeyeli ve açıkçası hayatıma giren, koklaştığım, seviştiğim fekat hiç bir şey hissetmediğim o taş gibi heriften de hoşlanmadıysam daha kimseden hoşlanamam diye düşünürken, kısa boylu, r özürlü, kafası rastalı, otçul sevimli küçük adamlardan da hoşlanabileceğimi hiç düşünmezdim. Böyle bişilerin hala heyecan verebiliyor olması cok acayip.
Tek söylemek istediğim buydu. Ama şimdi nolcak?

Başa dönüyorum, hiç bi fikrim yok. 

1 laklak edilmiş:

Kaka Kuka dedi ki...

hadi hayırlısı :)